Deneme, Şiir

Bir Varmış, Bir Yokmuş

Lutfeyleyip bir kez nazâr eylerse ger sultânımız
Kürsî değil, arşdan dahî âlî ola ünvânımız

Gördüm seni, işte varsın. Gözlerini kaçırma benden. Gözlerinden incinmem, gözlerini incitmem. Güneş gibi parlamam, hafifçe yerleşirim sahnenin arkasına. Ellerimde ne varsa ellerimle işlerim, süslerim, cansız taşlara çiçek açtırırım, kuru tahtalara şarkı söyletirim, bakışlarına yuva yaparım. Etrafımda uçuşup dururken gelip konsunlar üstüme, cansız taşlar canlanır, kuru tahta konuşur. Yeter ki yüzünü bana çevir.

Süsleri atarım üstümden, bakışlarından başka süs takmam. Senden başka her canımdan kurtulurum, toprak gibi kururum. Çorak toprakların suyu çektiği gibi çekerim bakışlarını içime, asla doymam. Güneş açınca toprağın yeşil örtüye bürünmesi gibi örterim bakışlarını üstüme. Sensiz ne varsa atarım damarlarımdan, seni yaşatırım topraktan bedenimde. Yeter ki bakışların bir kez girsin kanıma, kalbim seni ulaştırır bedenimin her köşesine.

Ne olur, gözlerini çevir kucağından da bana bak. Baktığın yerde ne canlı var ne de cana benim kadar muhtaç. Oysa ben, bak hazır bekliyorum bir bakış tohumu atasın da yeşerteyim diye. Bahçemi kazıyorum, toprağımdan taşlarımı ayıklıyorum, yağmuru soruyorum, güneşli günlerin hesabını yapıyorum, kış günlerinin tedbirini alıyorum, seni bekliyorum. Eğme başını beni perdeden siler gibi. Sana uzanan küçük parmaklarıma bak, ince bileklerime, oradan güçsüz kollarıma, yorgun omuzlarıma, bükülmüş boynuma, sana doğru eğilmiş başıma, endişe ve ümitle dudaklarını gözleyen gözlerime bak. Toprağa bakar gibi bak. Ateşe bakar gibi bak. Titreyen alevlerin arkasındaki hayallere dalar gibi bak.


 

Previous ArticleNext Article