Deneme

Fiyonk

fiyonk-kurdele

Bir gecenin huzurunda daha fiyongunu iliştiriverip kenara kaldırdım yarı şen ömrümü. Daha evvelinde bir pakete iliştirmiştim aslında ama kendinden cafcaflı sevmek gereklerinin sonuçlarına bir bakıma zorlama -yakıştı- sanki. Belki de beyaz bile olamayışındandı acemiliği. Zira varlığın sual olunan haliydi değdiği yerde. Bu sebeptendir ki hayatımın bu günlerine yakışırdı kırık beyaz tonu, biraz boyunun ölçüsünü almış, biraz neşesinden kısmış kenar süsü güzelliğiyle.
Aldım hayatımın bu günlerine iliştirdim ben de, güzel gözüksünler diye değil de, (hak görmüş olacağım ki bunu kendime) cesareti kırılan -ben-lere gösteriş olsun diye. Kaldırıp raflara koymadım ama hayatımı, fazla satır aralarına kalmış anlam muamelesi görür de gönül koyar diye. Hem zaten ne çok raflar onlar öyle, her gelenin üçüncü şahıs imzalı, derin manalı(!) cümlelerini sıraya dizmeye yarıştığı, dillerinin de dönmediği koşul koşmaya gerçekliği…
Kaldırmadım bende hayatımın taze fiyonklu günlerini bu raflara. Zaten ne yapacaktım hayatıma -yeni kitabım- bakışları atıp el sürdürmeyerek… Hangi yeni diye sormazlar mı o zaman? Nasıl izaha kalkışırım daha odalarını ezber edemeden eskittiğim hayatımın yeni olmaktan uygun adım uzaklaştığını. Gittikçe koşarak hem…
Ben sade fiyonk iliştirdim. Herkesin göreceği yerine. Sevmek hallerine konduramadığım düşlerimi de salonlarıma tıkıştırmadım, sokaklara saldım bu haliyle. Ses olsun, hece olsun -ben- olsun diye dikkati ona çekmek kararındaydım işte. Vaziyet de buydu en nihayetinde. Meselesi olamayan hayatıma, meselesizliğinden ötürü kırık beyaz bir fiyonk armağan etmiştim. Gayet tabi değil miydi?
Tabi olan başıboş salmamak mı olurdu yoksa sokaklara? Kendinden olmayan bir sesle daha mı kolay öğrenirdi kendini… Öğrenmesin, varsın zor yollardan çıksın denizle sokulan sokaklara, az dinlesin bu kez şehir hikâyelerini. Zaten kim kırık beyaz fiyonklu bir hayatı sokaklarda görüp de merakını görmezden gelerek kendi meramını anlatmak isteyecek? Kaldı ki İstanbul usulünce yaşamakta, süreklilik prensibiyle, betimi zor, rövanşı mübah oyunlar peydah etmiyor mu denize çıkmayan sokak çaresizliğiyle hayatlarımızın orta avlularında.
Bu günlerde denize çıkarmayan her sokağa küfredip yutmak yahut orta yerinde yıkılmak pahasına kendinden olmayan sesleri benimsiyor sonradan kırık beyaz fiyonk armağan ettiğim hayatım. Olmayışlarının var ettiği gururdan söz etmek istiyor, sesini tekrar bulup, hecesini kolaylayabilse…

Previous ArticleNext Article