ağrı ve sanrı.

şakaklarımda nefes almaya başladığında iblisin kötü huyu yaşamak bir çabaya döndüğünde ve yorgunluğa büsbütün dışarıda akıl yitimi gibi sessizlik içeride …

ayıbım örtüsüz.

adem havva ve ben aynı anda kovulduk cennetten dünya kurulalı sürgünüm yerin yüzüne başım dik gözüm korkusuz ayıbım örtüsüz alıştım …

kırk kat.

önce kırk kat et sonra kırk kat deri ve naylon bir torbaya sardım kendimi kuytuda hayvan leşi gibi kimsesiz kaldı …

Elmacık Umutlar

Elma dallarında kuruttuğum Yapraklarda Yoncalarda Renk gözetmeden aradığım Yalnızlığım ve aşkımla sardığım… Seni arıyorum kör gözlerimle Yansıyan bana bakıyorum güneşte …

Usul

Sevdiğini incitmeyenlere mahsus bir edâ ile sevdi kız. Soluğu kesilirmişçesine Ama sessiz, Göz açıp kapayıncaya dek Kimsesiz bir sevdâ. Yorgun …

Ruj Üzerine

Yağmur, yağabilirdi.   Radyolardan geliyorum şimdi ve akşam haberlerinden Cinayetlerden ve reklam aralarından Alkolden ama, bıkmıyorum. Radyolardan geliyorum şimdi ve …

Bir Dünya

Hadi çık karşıma ve söyle  Kim benim açtığım yaraları sarabilir?  Kime sığınabilirsin küçük bir çocuk gibi küstüğünde hayata? Kim senin …

Vanilya Sokağı

I. Vanilya kokan bir sokak Geçiyorsun içinden Fırından yeni çıkmış Un kurabiyesi Sakin adımlar Mutluluk nedir ki?   II. Vanilya …

kadın-karanlık-gölge-silüet-siyah-beyaz

Vardın

Gece lambası bile korkutur. Ürkütür beni eşyalar. Karanlık mı? Yokluğun… Ölüm sevindirir mi? Mezarlara sormalı Maria Fısıldadım adını onlara Kısıktı …

beş-şiir-nurçin aktaş-bes-siir-analog-istanbul

Beş

Beş kez öldüm bugün  Bir tabanca, beş kurşun ve  Ölümün soğuk sessizliği..  Kurtaramadım kendimi  Kaçtıkça düştüm, kayboldum  Ve yoruldum kalabalığından …