Muhammed Tarık Yılmaz

Üç Gün Üç Gece

Cılız bir çocuk gibiyim Düzenli bir karmaşada Sırtımı kayalıklara vermiş, oturmaktayım Çıtırdayan odunlara nefretim Buruşturup attığım kağıtlara Yazamadan biten kalemlere …

old-vintage-radio

Söylenmişti Şarkım

Tellerine gerçek dokunurken aşkın Benim ellerim ürkek, kanlı ve titrek. Nedamet sükûnetine düştüm meşkin Çünkü söylenmişti şarkım sonsuza dek. Kuytularım …

Zaman

Bu dönen dünya mıdır Yoksa başım mı? Zaman… Sen ne kurnazsın ki; aldatırsın. Öyle anlaşılmaz da değilsin. Ya art arda …

Ölüyorum

Mart ayında, bir yokuş başında Sert ayazındayım, Ankara’nın Oturuyorum, soğuk taşında Üşüyorum… Boşlukta titriyor ellerim Hatıralar ağır geliyor, çaresiz Harflere …

Soğuk

Eser sert bir rüzgâr Kar kirpiklerime yağar Sıcak, gönüllere hasret Hava sert, yürekler kart Çaydanlıklarda dertler kaynar Geçmez saatler Normal …

kadın-karanlık-gölge-silüet-siyah-beyaz

Vardın

Gece lambası bile korkutur. Ürkütür beni eşyalar. Karanlık mı? Yokluğun… Ölüm sevindirir mi? Mezarlara sormalı Maria Fısıldadım adını onlara Kısıktı …